İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) Prof. Dr. Tuncay Taymaz’ın (Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü) öncülüğünde, Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Tuna Eken, Prof. Dr. Seda Yolsal-Çevikbilen ile Araştırma Görevlileri Ceyhun Erman ve Berkan Özkan’dan oluşan araştırma ekibi, 23 Nisan 2025 Mw 6,3 Silivri–Kumburgaz depremi hakkında şimdiye kadarki ilk ve en ayrıntılı bilimsel incelemeyi sunuyor.
Gelişmiş modelleme teknikleri ve hassas artçı deprem analizlerinin bir araya getirildiği çalışma, İstanbul’un güneyinde yer alan ve Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) önemli kollarından biri olan Ana Marmara Fayı’nın (MMF) yaklaşık 260 yıldır sessiz kalan tehlikeli bir bölümünde, bu orta büyüklükteki depremin önemli bir “uyanış sinyali” olabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçları sismolojinin köklü dergilerinden birisi olan Journal of Seismology dergisinde yayımlanırken çalışma sırasında İTÜ ekibine, Prof. Dr. T. Serkan Irmak (Kocaeli Üniversitesi, Jeofizik Mühendisliği), Dr. Buse Turunçtur (CSIRO, Avustralya), ve Dr. Öğr. Üyesi Metin Kahraman (Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Deprem Teknolojileri Enstitüsü) da gerçekleştirdikleri analizlerle katkıda bulundu.

Şekil, Marmara Denizi bölgesinin tektonik ve batimetrik haritasını göstermekte olup, Kuzey Anadolu Fayı Bölgesi'nin (NAFZ) ana hatlarını sağa doğru (dextral) hareketi gösteren kırmızı çizgiler ve oklarla vurgulamaktadır. Harita, üç önemli depremin merkez üssünü göstermektedir: 1912 Şarköy–Mürefte depremi, 1999 İzmit depremi ve 2019 Silivri depremi, her biri farklı renklerde yıldızlarla ve odak mekanizmalarıyla gösterilmiştir. 2025 Mw 6.3 Silivri-Kumburgaz depremi de sarı yıldız ve mekanizma ile gösterilmiştir. Harita ayrıca, Becker vd. (2023) sınıflandırmasına göre, kilitli (locked) bölümler için kırmızı, sürünen (creeping) bölümler için yeşil ve geçiş bölgeleri için sarı renkli gölgelendirme kullanarak Marmara segmenti boyunca fay davranışını göstermektedir (Eken vd., 2025).
Uzun Süredir Korkulan Fay Şimdi Yeniden Hareketleniyor
23 Nisan depremi, Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi altından geçen en kritik fay parçalarından biri olan Marmara Ana Fayı üzerinde meydana geldi. Bu parça, İstanbul’a yakınlığı, 1766’dan beri büyük bir deprem üretmemiş olması, yapısal olarak kilitli durumda bulunması ve bölgede büyük bir gerilim biriktirmesi nedeniyle uzun zamandır Türkiye’nin en tehlikeli sismik boşluklarından biri olarak görülüyor. Araştırma ekibi, depremin tam da bu kilitli bölge ile kısmen sürünen (yavaşça kayan) fay parçası arasındaki geçiş zonunda gerçekleştiğini belirledi. Dünya genelinde bu tür geçiş bölgeleri hem orta büyüklükteki depremlerin odaklandığı hem de büyük depremlerin tetiklendiği hassas noktalar olarak biliniyor.
23 Nisan 2025 Mw 6.3 Silivri–Kumburgaz Depreminin Gerçekte Ne Yaptığı
Çalışmanın ileri düzey modellemeleri, sarsıntının, “asperite” adı verilen ve çevresine göre daha fazla gerilim biriktirmiş iki ayrı odakta, iki aşamalı bir kayma şeklinde gerçekleşti. Bu durum, pek çok kişinin deprem sırasında art arda iki güçlü sarsıntı hissetmesini açıklıyor. Kırılma, batıya doğru görece daha rahat kayan bölgeye doğru ilerlerken, doğuya doğru, yani tamamen kilitli olan Kumburgaz fay parçasına yaklaştığında hızla zayıfladı. Bu kilitli bölüm, bilim insanlarının uzun süredir olası bir Mw 7+ Marmara depremi için işaret ettiği en riskli nokta olarak tahmin ediliyor.

Şekil, 23 Nisan 2025 Mw 6.3 Silivri–Kumburgaz depremine ait uzak deprem (telesismik) ve kuvvetli yer hareketi (strong ground motion) kayıtlarının ortak modellenmesi ile edilen ayrıntılı yırtılma özelliklerini göstermektedir (Eken vd., 2025).
Fayı Uyandıran Deprem: Artçılar Bize Ne Söylüyor?
Araştırmacılar HypoDD adlı yüksek hassasiyetli bir algoritma kullanarak 590 artçı depremi yeniden konumlandırdı ve çarpıcı bir sonuç elde etti: Artçılar, ana şoktan sonraki ilk 24 saat içinde doğuya doğru yaklaşık 20 kilometre ilerleyerek, doğrudan kilitli Kumburgaz fay parçasına yöneldi. Bu hızlı göç, ana şokun kilitli bölgeye doğru belirgin bir stres transferi yaptığını gösteriyor. Ancak artçılar, bilinen yüksek kabuk hızı (yüksek Vs) anomalisinin bulunduğu bir bölgeye ulaştıklarında aniden durdu. Bu, derinde çok güçlü kabuk kayaçlarından oluşan ve uzun süre kırılmadan gerilim biriktiren bir fay bölümüne karşılık geliyor. Araştırma ayrıca, artçıların ana kırılma bölgesine değil, kırılmanın hemen çevresine kümelendiğini gösteriyor ki bu, büyük bir depremin habercisi olabilecek orta büyüklükteki depremlerde sık görülen klasik bir davranış.

Şekil, 23 Nisan 2025 Mw 6.3 Silivri–Kumburgaz depreminden sonra meydana gelen artçı şok aktivitesinin zamansal-uzamsal dağılımını gösteren harita (Eken vd., 2025).

Şekil, Marmara Denizi'nde S-dalgası hız yapılarının ve deprem lokasyonlarının nasıl değiştiğini göstermektedir. Panel (a), KOERI kataloğu ve bu çalışmadan elde edilen sismik aktiviteyi gösteren bölgesel bir topografik haritayı, gri ve kırmızı dairelerle işaretlenmiş olarak, ana depremin merkez üssü ve hiposantrını beyaz yıldızla göstererek sunmaktadır. Panel (b), Kumburgaz Havzası'nın altındaki derinlikte S-dalgası hızlarının nasıl değiştiğini gösteren kuzey-kuzeybatıdan güney-güneydoğuya kesiti (CC’) sunar. Panel (c), güneybatı-kuzeydoğu profilini (BB’) gösterir ve hız anomalilerini ve ilgili sismik aktiviteyi vurgular. Panel (d), doğu-batı kesitini (AA’) gösterir ve ana jeolojik yapılar boyunca kesme dalgası varyasyonlarını gösterir. Hız modelleri Turunçtur vd. (2023) tarafından hazırlanmıştır ve her kesitteki siyah çizgi Schmittbuhl vd. (2016) tarafından tahmin edilen kilitlenme derinliğini göstermektedir (Eken vd., 2025).
Bu Daha Büyük Bir Depremin Habercisi mi?
Bilim insanları kesin tahminlerde bulunmaktan kaçınırken, çalışmanın sonuçları Marmara’da uzun süredir beklenen büyük deprem riskini bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyor. 2025 depremi, geçiş bölgesini kırarak stresi doğuya doğru aktarmış olabilir; bu da Kumburgaz fay parçasının zaten yüksek olan gerilimini daha da artırmış görünüyor. Önceki araştırmalarda bu fay parçasında önümüzdeki onlarca yıl içinde Mw 7 ve üzeri bir depremin gerçekleşme olasılığı %35 ila %70 arasında hesaplanmıştı. Yeni bulgular, 1999 İzmit depremiyle başlayan ve batıya doğru devam eden stres aktarım zincirinin bir parçası olarak 2025 depreminin de bu süreci ileriye taşıdığına işaret ediyor. Kısacası, 23 Nisan 2025 depreminin yalnızca bağımsız bir deprem değil, daha büyük bir jeodinamik sürecin parçası olduğu düşünülüyor.
Bu Çalışma Bilim Dünyası ve İstanbul İçin Neden Önemli?
Çalışma, telesismik (uzak alan/bölge) dalga modellemelerinden bölgesel moment tensör çözümlerine, sonlu-fay kayma modellemesinden yüksek çözünürlüklü sismik hız görüntülemelerine kadar çok sayıda ileri tekniği bir araya getirerek Marmara Ana Fayı’nın davranışına dair kapsamlı bir tablo sunuyor. Elde edilen sonuçlar, Marmara Denizi altında büyük bir depremin nerede başlayabileceğine ve stresin fay boyunca nasıl aktarıldığına dair önemli ipuçları sağlıyor. Bu bilgiler, 20 milyondan fazla insanın yaşadığı İstanbul için yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda yaşamsal öneme sahip; çünkü hem kentsel dönüşüm hem afet yönetimi hem de risk azaltma stratejileri bu tür verilerle şekillendirilebilir.
< YAYIN >
Eken, T., Taymaz, T., Yolsal-Çevikbilen, S., Irmak, T.S., Erman, C., Özkan, B., Turunçtur, B., Kahraman, M. (2025). Source and Rupture Properties of the 23 April 2025 Mw 6.3 Silivri High–Kumburgaz Basin Earthquake Threatening İstanbul, NW Türkiye.
Journal of Seismology, Vol. 29(5), https://doi.org/10.1007/s10950-025-10342-8.
Bu çalışma hakkında daha fazla bilgi aşağıdaki web bağlantısından edinilebilir.
springer.com/article/10.1007/s10950-025-10342-8